2 Ocak 2022 Pazar

22 Haziran 2021 Salı

İyisin hoşsun da günlük ufak bir eksiği var o da YOKSUN.

 


Bloğumda neler yapmadım ki seni için her gün on post girdiğim günler oldu.

Sonuç sadece 3 kişi bakıyor buraya onlarında admin olma  ihtimali büyük.

Geriye gidip bakmaya yürek dayanmaz. 

Ama işte alışkanlıklar bu kadar acımasız 

twitter de ise 50 bin falan görüntüleme istatistiklerim.Hem klavye kullanmayı bile unuttum her şey cep telefonundan olup bitiyor. 

Kısaca hantal kaldın. 

Belki ilerde sen de uygulama olursun yada facebook seni de satın alır o zaman görüşürüz.

 

28 Aralık 2020 Pazartesi

2020 yi iyi bir olacak diye heycan yapıp çocuk falan yapanlar burda mı acaba😷

 

aşıdan sonra ben.

Her şeyden önce biz iyiyiz, 

eski hayatımızdan pek bir farkımız yok. 

Eminönü'ne gidemiyorum, yazlığa da öyle o kadar. Yazlıkta iki bavul malzemem kaldı onlara kavuşuruz umarım bu sene. 

Tabi kontrollerimize de gidemiyoruz malum 

co-vit yüzünden buradan tüm doktorlarımız sesleniyorum "sory". 

Bu tuhaf zamanlar geçsin her gün tomografi çektireceğim söz.

Yürüyüşlerimi yapıyorum her sabah böylece tüm yediklerimin vicdan azabından kurtuluyorum bir nebze. Baya yemek yapmayı öğrendim favorim pizza ve türevleri. Yaw hamur mayalamak ne kadar basitmiş. 40 dakika pizza bekleyene kadar hemen yapılan bir şeymiş hem de istediğin fantastik malzemeleri kullanarak. Tabi taş fırın yaptırmak mümkün değil haneye ama ona benzer şeyleri bile yaptık evde.

Mesela temizlikte bir seviye üste çıkıp avuç içi taşlama aleti almak suretiyle her yere (taş yüzeylere tabi ki) piling yapabiliyorum.

Isı tabancasıyla kaynak yapabiliyorum. Bu da çok tehlikeli aslında.

 Sonra tığ öğrendim, oyuncak bebek örebiliyorum amigurumi deniyor (bu biraz hafif bir meziyet olarak görülse de içim de ukdeydi)

tığ böyle bir hastalık yalnız.


Franızca'yı ve Farsçayı da öğrenirsem Marsa çıplak ayakla koşarak gidebilirim.



6 Aralık 2020 Pazar

Bir millet aşıdan tırsıyor olabilir mi acaba?


 Pandemi sen nelere kadirsin... Nişantaşı'nın ünlü kafesi bizim mahalleye taşınmış ya, kapalı falan ama olsun.

Neden bahsetsem bir sürü gariplik var gülebilirim de sinirden delirebilirim de. Daha çok belgesel izleme modundayım.

Netflix bizim tapon / yeteneksiz yönetmenlere rezil olma fırsatı vermiş. Arkadaş bu ne üdüğü belli olmayan dizilerden kaçtık ta dijital kanallara yöneldik. Bu bize reva mı?

Well Hasıl bütün aşklar bir gün mutlaka biter onun için kendi kurduğun oyunun başrolümde olmaya çalış olur mu günlük.

Aynı zamanda işlerin, kişilerin, rollerin her an değişebileceğini de hatırlatırım. 

İlk iğneyi vurulma konusunda hevesli olmayacağımı da belirteyim bu arada.

Nasıl olsa "bugün iğne yarın disco" diye bir durum olmayacak...

10 Ekim 2020 Cumartesi

Fransa da "La havle" caffesi açmadan önceki notlarım

 



sana yazamadım çünkü bilgisayarımı nereye tıktığımı bilmiyordum.

Fakat monitörümün yerini biliyordum; gardolabımın içinde

kışlıklarımın koynunda uyuyordu. 


Bu da bizi kitaplara, çizimlere ve kesimlere götürüyor.


Honore De Balzac okuyorum seri olarak.

İlk gençlik yıllarımda okumuştum yada izlemiştim.

Belli ki hiç “o kafalarda değilmişim”.

İroni desen onda, gerçekleri şap şap surata sıvamak onda

yaşasaydı kaş göz de onda olacaktı kesin.


Asetonla temizliğin ölü fırçalar üzerindeki etkisini araştırıyorum.

Faz 29 lar dayım.

Çok enteresan, birkaç yıldır tinerin içinde bekleyen vernik fırçamın

kendiliğinden reenkarne olmasını bekliyordum.

Daha da beklerdim de bu aydınlanma çağında (koronalı) kimya bilimine

yöneldim bütün ev hanımları gibi. 

Her neyse o fırça bugün iki güçlü temizlik deterjanıyla münasebete girdi.

Ama gene de “ben yumoş değilim” bakışlarını üzerimden çekmemişti.

Son çare yapış yapış yüzeyini asetonla silmek zorunda kaldım.

... Ve sonuç mükemmel.

Kedi fırçasıyla da fırçalanınca ilk günkü havasına kavuştu.

Acaba plastik torbaya koyup vakumlayıp öyle mi saklasam

onu düşünüyorum gara gara.


Netflix de şatolu, hayaletli, duvarları gıpraşmalı sinir bozucu bir dizi seyrettim

en son, sırf kızın oyun evi tasarımını merak ettiğim için.  

Bir de karavan evler ilgimi çekti (tiny house nation)

aşırı dar alanları nasıl 4 kişilik ev haline getirdiklerini görünce

üzerime bi gülme geldi gene.



27 Eylül 2020 Pazar

Gidenler bi de hava mı atıyorsunuz? Tuhafsınız

 


Ben İstanbula sığamıyorum nerde kaldı sahil kasabasına sığışmak. 

Gitmesem de oturduğum yerin yakınlarında en az sekiz sinema olmalı. Aynı zamanda galeriler, cafeler, sanat malzemesi satan kırtasiyeler ve kitapçılar yolumun üzerinde olmalı, hafta başları yeni çıkanlara bakmalıyım canlı canlı hissetmeliyim onları.


Bu minvalde Eminönü, Şişli, Bebek koyu kırmızı çizgim sayılabilir. Yaz aylarında deniz havası da lazım ama sabaha kadar insan gürültüsü, şezlong mafyası, "bu suya kaç kişi işemiştir" düşüncesi…


Ayrıca insan kazanımlarından asla vazgeçmemelidir. Netflix de sosyal medyanın zararlarını anlatan belgesel seyrettim evet 16 yaşındaysanız ve süzme salaksanız her şeyin kölesi olabilirsiniz zaten!.

Artısı eskisinden fazla ise takipleşmeye devam.


“Kendimi bulmaya gidiyorum” klişesi emeklilerin “param bitti anca buraya yetiyorum” un zen hali. Oralarda sokaklar o kadar dar ki sevmediğin kişiyi görsen kertenkele olmak istersin. Bkz; Doc. Martin kartpostal olarak adlandırabileceğimiz kasaba da nasıl sinir sahibi oluyorsun. Hazır netflix demişken THALIDOMIDE mağdurları da seyretmenizi tavsiye ederim. Malum aşı bekliyoruz da.


Temizlik hastalığım bir üst seviyeye taşındı, şöyle ki aseton ve kulak pamuğuyla üçlü prizleri temizliyorum. Daha acayibi, bazı aletlerin içini açıp temizliğini yapıp kapatıyorum (bazı havalı küçük ev aletlerinin içini görseniz beş lira vermezsiniz). Buradan bütün cif ailesine, pas sökücülere ve tabi manikür aletlerine katkıları için sonsuz teşekkür ediyorum.


Yemek konusunda cookie tariflerinden sentez yapma aşamasındayım. Çizim, nakış, doll_art işlerimi rutine bağladım zaten.


Gerisi laf ü güzaf.



19 Eylül 2020 Cumartesi

Fazla karbonhidrat bana bunları yazdırıyor.



Dalın ağırlığını, altı çocuklu serçe annesi test etti.

Daha öncesi var, boylu boyunca atların serbestçe koştuğu şatonun tek fıstık ağacına rüzgar şarkı söyletmişti.


Surlar boyunca tek bir göz pencere dışarıya bakardı onun da sahibi zindanlar kadar karanlık tüylü bir kediydi. Ender de olsa bu pencerede bir çift ayak da  görünürdü. 


Parmakların arasını açma konusunda çalışmalarını sürdürürken "bu toynaklar yani bu ayaklarla ne güzel çile çözülür" düşüncesi geçerdi.


Yıllar sonra bu şatoya tek gecede ek kule inşa ettiler. 

Gemi bacaları çıktılar yetmezmiş gibi üzerlerine.

Hayaletler de o zaman geldi işte.


Kokular vardı, üzüm yapraklarını çaldılar yerine yaprak dolmalar diktiler.


Mahallenin çocuklarından kan aldılar, tahlillerin sonuçlarını daha vermediler. Ama daha önce böcek evi yaptılar, çapraz kanatlı olanları kabuslara saldılar, “hiç yoktan iyidir” dediler.


Uçan balonları vardı ellerinde ama saydam oldukları için hiç kimse görmedi. “Parti on dakika sürecek ona göre nizami sevinin” diye de eklediler.


Nehir, tam bu sırada yer altında kıvrılmaya devam etti. “Simli iplerin kaçakçılığını yapsam kim ne diyebilir ki” hırlayarak iç geçirdi.


Sadece camdan oluşan kafasıyla sansar, “sizinle tanıştığıma memnun olsaydım ne olurdu sanki” hicivli kekeledi.


Mısraların gerekliliğine inanmayan ve kulağı sürekli aynı tonda çınlayan muhabir ise maskesini dirseğinde çok havalı olduğunu hissetti birdenbire..


13 Eylül 2020 Pazar

porsche si olan adamın sürekli hava atması gerekmez mi ne işi var halkın arasında


Sen de mi atiye kapanmaya başladın, yalnız sen bu diziyi atv satardın zaten... Niye ressammış gibi havalara girdin. Yemek tezgahında düzüşme olaylarına yeltendin ki ilk bölümlerde. Değişik bir sözün var sandık; sen kuantum fiziğini tiradına bağladın yaa olayları. Hele Göbeklitepe de ekmek çıkmayınca Kapadokya ya gizli geçit buldun ya  brawo gerçekten! Bu gidişle oradan da Mekkeye yada en iyisi Ayasofya ya paralel evren niyetine ışınlanır sın artık... 

💨💨💨💨💨💨💨💨💨

Fakat bundan da bana ne esasen biz kendi sanatımıza bakalım. 

Demiştim arka sokakta seramik atölyesi ve dükkanı açıldı diye bu hafta tanıştık hanımefendiyle yakında saksılar pişirmeye başlarsam sakın şaşırma günlük.


ve bu hafta sonu turşuluk malzeme almak için Beşiktaş pazarına gittik fevkaladenin fevkindeydi yeşillikler falan.

Girişinde bir adam arabasını öyle bir park etti ki annemden fırçayı yedi haklı olarak
 
bu arada araba 


porsche idi 

alışverişe gelen adam tam bir kıroydu bence lahmacununa taze maydanoz almaya geldiği açık seçik görülüyordu...




5 Eylül 2020 Cumartesi

Gene kısa kısa yazacağım fazla derine girdikçe Silivriden çıkmakta var.


Borgen dizi değil de sanki medya siyaset ilişkisi belgeseli. Nezaketli söylenen yalanlar bir şeylerin üzerini örtmeler haber atlatmalar bizim ülkemizde olmayan şeyler. İnsan bu ilişkileri gördükçe evi her gün temizleyesi bütün saksılara portakal ekesi geliyor.

Balık mevsimi açılmış tabi sazan mevsimi de.

Barbun özlemiştim, balıkçımıza gittim genç adam en az on beş kilo almış. Hemen yanında yancı küçük manav var orada da roka beş lira olmuş 

Ey! korana sen nelere kadirsin...

Kitabımı yayınlamak istiyorlar ama hepsi para istiyor kimi editör için kimi de kendi satamadığı kitapları bana kakalamak istiyor. Daha terbiyesiz teklifler de var da onlar nasıl telaffuz edilir henüz bilmiyorum. Kısaca avucunuzu yalarsınız. O paraya 5 yıldızlı otelde tatil yapar yıldızları da arka cebime koyarım.

Sosyalmedya gerçek hayatı sahtekarlıkta ona falan katladı. İnterneten bir şey sipariş ettikten sonra gelirse çok şaşırıyorum. Eğer istediğim şey gelirse sevinçten aklımı kaçıracak gibi oluyorum.

İnstagramda artık kurallara göre oynamaya başladım. Nereye varacak sayfamın durumu merak konusu gerçekten.

〰〰〰〰〰〰〰〰〰〰〰〰〰〰〰〰〰〰〰〰〰


Menejerimi arayın dizisinin tek başarılı castı şu köpek olmuş. Lütfen bulun Fransız versiyonunu seyredin... Lezbiyenlik iki kızın çek yatta birlikte uyuması değildir o kadarını yazayım ve öfff bana ne be.

☺☺☺☺

Benim limon ağacım lavel atladı bakınız.






22 Ağustos 2020 Cumartesi

Ardıç kuşları çok akıllı onları takip et bence

 


 

Hay herkes!


Çok işim var, projelerim süper gidiyor, tüm yavşak insanlara rağmen hayatı değerli hale getirme işine son sürat devam ediyorum.

Eee yaş geldi 32 civarlarına :;)

Kendime yaş günü hediyesi 110 parça dremel kafası aldım seyretmesi bile olağanüstü. Acaba poster mi yapsam. Neyse Çin'den mallar gelmeye devam ediyor. Onları sabunlu suda iyice ovalıyorum. Aslında bütün ayrıntıları yazabilirim ama dedim ya çok hareketliyim,

mesela bugün arka balkonun camlarını sildim (ilk kez cam siliyorum) tam beş dakika sürdü ve camları öyle parlatmışım ki şu an yoklar.

Gerçekten bütün gün kadınlar evde ne yapıyorlar? Keşke bir herifi zamanında aşk meşk yalanlarıyla kafalayıp ev kadını kisvesi altında görünmezliğin sırrını keşfetseymişim.


Facebook da post yayınlamıyorum diye neler dönüyor anlamıyorum sanıyorlar baya arkadaşlarımı falan yağmalamışlar ve bunu kaçınılmaz sonucu olarak çeşitli organizmalar yetişmiş.😗


Düşmanlarımla dost olacak kadar zavallı olmayın lütfen.


Pleaseeeeee.


Okuduklarım saymakla bitmez en çok Madam Bovary den etkilendim. Erkeklerin doğası gerekleri yalancı olduğunu falan yazıyor ki şimdi böyle yazsam en hafifinden frijit derler. Nitekim Dm' den yürüyen bir şahısa cevap vermeyince bu tespiti benim için yapmıştı.


Baya kafa ve sanat olarak ilkel çağa dönmüşüz, sadece id le yaşıyoruz. Orta çağa döndük desem kesinlikle kendimize iltifat etmiş oluruz, çünkü o devirdeki ince işçiliğe rahmet okuyalı baya oldu.


Dedim ya yazacak çok şey var yeni öğrendiğim ve uygulamaya başladığım teknik olaylar, dedikodular, hakeza memleket meseleleri. 


Yazın tekne, karavan ve çeşitli dar alanda rövanşta atmaya kalkanlarla eğleniyorum zaman zaman.


Arkadaş eğer odanda tuvaletin, ayrı duşun, her bölge için ayrı havlun yoksa iğrenç bir durum oluşmuyor mu? Mayo değiştirme kuyrukları hiç elit bir görüntü değil.

Hele hepatit kapma durumlarından nasıl korkmuyorsunuz diyeceğim ama "hayat instagrama sığacak kadar" zaten.


Hımm burası kesmedi bak şimdi gene roman yazayım bari.


Haftada bir blog yazmak iyi fikirmiş artık böyle yaparım.


Bu benim salata yaparken birden yeşertmeye karar verdiğim limon çekirdeğim filizlendi. Ağaç olacak o potansiyeli görüyorum gayretinden.




16 Ağustos 2020 Pazar

Geçse de gençlik çağım boş kalsa da kucağım gene de...

 


Bazen kaybolmak gerekir.
yaz çok hızlı geçiyor bazı projelerimi yetiştirmekte 
zorlanıyorum. Bu sıkışıklık sosyal medya ve malum dijital diziler yüzünden.
🐔

 Günlük tutma işini haftalık tutma ve sadece yazı yazma üzerine değiştireceğim. Yani gerçek havalı bloggerler gibi.

🐔
Zaten ortalık Doğu Akdeniz gibi gergin.
Kimi beğensen bir ülkenin tüm tarihini de kabul ediyormuşum gibi bir hava oluşuyor.
Maalesef durum daha kötüye gidecek. Sağlık konusu da küresel ölçekte 
güç gösterisine dönüşmüş durumda.

🐔
Kişisel olarak öğrenmeye, üretmeye, okumaya devam ediyorum.
Hayattan maksimum zevk alma işini benimsediğimden beri bilmediğim dillerde ki şarkılara bile eşlik etmeye çalışıyorum.

🐔
Eminönü'ne malzeme almaya gidemediğim için (malum korana diye bir şey var) Çin'den alış veriş yapıyorum saçma ama bizimkilerden daha hızlı geliyor.

 

13 Ağustos 2020 Perşembe

Ne acayip değil mi her şey günlük? ( homeros okumaya başladım da ondan devrildi cümleler gene)

 

 Sıcak ama hızla sonbahara sürükleniyor olmamız enteresan mesela.


Aşıyı bizzat putinin satışa sunmasını bekliyorum.
 
Yaw arkadaş ne çok tatminsiz adam türedi dünyada...



Hele şu makarnacı, iki kelime konuşamaz, yaptığı yemekler asla bizim gibi 
 kebap kültürüne uymaz 
ama işte kakaladı biri bize "sevimli çocuk" diye 
Tv nin işsiz kalmayan tek ördeği oldu.

Biz İtalyanca'yı  sular seller gibi konuşsak

 elimizden her iş gelse de gene de

İtaya da 3. sınıf vatandaş olup bununla da gurur duyarız.

Örnekleri çok var.




Moira Rose

https://montygreen.tumblr.com/post/625097905129259008/patrickbrewsky-the-many-many-wigs-of-moira-rose

bir gün herkes 15 dakikalığına devrimci olacaktır.