kişisel gelişim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kişisel gelişim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Temmuz 2017 Perşembe

Kitap tanıtımı için bir takım çabalar




Nedense bizim aklımıza böyle kapı kapı dolaşmak gelmiyor. 
Pazarlamacı yapmasa bari sanat aşkı bizi de 
ya da başka bir şey.

Metin ohara bize laf çakmış stop. 

Bu yüzden konuyu sonsuza kadar kapatıyorum stop.

Artık kişisel gelişim kitaplarına artık inanmıyorum stop.





21 Nisan 2016 Perşembe

Bu suluk fazla mı delik?


Yaratıcılık kesinlikle öğrenilen bir eylem:

Değişen alışkanlıklarımızla birlikte beğenilerimiz de değişiyor. Eskiden yüzüne bakmadığımız kıyafetlerimizi moda olunca nasıl da maden bulmuşuz gibi saldırıyoruz.
Klasik sanat biter diyenlere şunu söyleyebilirim  biri çıkar o klasik resme öyle bir şey ekler ki, artık o resim tüm manasını değişir.
Böyle bir dönemdeyiz.
Kafamız da yarattığımız dünya önemli. Biçimler ve teknikler onu var etmek için bir yolunu bulacaktır. Sanatçı olmak kolay aslında fakat onu yaşam biçimi olarak devam ettirmek çok zor.
Çünkü günlük hayatın akışına tamamen ters yüzmeyi gerektirir. Dışarıdan yel değirmenleriyle savaşıyor gibi görünürsün çoğu zaman.
Mutlaka pes edeceğin zamanlar gelecektir. Eğer o şevki gizli bir sır gibi saklaya bilirsen bir yerde ilk darda kaldığında (ruhsal olarak) tutunacağın dal olacaktır.


Eğer sanatta kararlıysan:

Kesinlikle kendini yenilemeye, hergün onunla ilgilenmeye ve sevgili yalnızlığa kucaklarını sevgiyle açmalısın. Biraz mazoşist olmak gerekiyor. Ama karşılığında iyi bir zırha saip olacaksın. Özel güçlerin olacak birileri senin sanatını bilgisayarına indiriyor olacak.

İç konuşmaları denetle:

Bunu öğrendiğimden beri çok faydasını gördüm. İç konuşmalarımız en az dışarıya ilettiğimiz sözlerimiz kadar önemli. Sen kendini nerede görüyorsan karşındaki de onu görüyor (hatta kıskançlıklar yüzünden) daha da fazla aşağıda bir yerde.
“Bana ne benim değeri mi onlar mı ölçecek diyorsan” haklısın böyle kendinden emin olman çok güzel.
Kötü haber şu, sınıfındaki “geri zekalılardan”daha azıyla yetinmek yada sana patron muamelesi yapmasına hazır mısın bari?
İç sesin size “salak”, “beceriksiz”, “yeteneksiz” diyorsa muhtemelen çocukluğunuzdan beri biriktirdiğiniz dış seslerin içselleştirilmesindendir.
Yani birileri zamanında kendi komplekslerini fışkırtmış siz de onu “a a  bu kompleks ne güzelmiş tam bu senenin modası” diye içeri atmışınız. Yada kötü bir yakının sizi lanetlemek için söylediği sözü etiket gibi taşımışınız.
Onları haklı çıkartmayın!
Her zaman içinizde sizi yüreklendiren, moral veren
bir iç ses yerleştirin, tıpkı sizi gelişmenizi sağlayan akılcı sesleri koyduğunuz gibi.
devamı vardır (dedim ya peyder pey yayınlayacağım diye)

5 Nisan 2016 Salı

Fenomen olacağıma menemen olmayı tercih ederim


Ben de kişisel gelişim kitabımı buradan ( peyderpey) yayınlarım.

 Notingen: Daha çok yaratıcılık hakkında geçen yaz kafamda toparladıklarım. 

Doğmamış danazora mektuplar (part1)


Hayat bizi hep aşağıya çekmek isteyecek. Onunla mücadele edebilmek için elimizin altında silahlarımız olmalı. Hem de binlerce çeşitli güçleri olan, çünkü o her defasında başka bir şekilde karşımıza çıkıp sinirimizi bozmakla kalmayıp bize dünyamızı başımıza geçirecek kararları aldıracak.
Korkunç zaaflar geliştirecek, çıkmaz sokaklara sokacak, kendi kurduğumuz labirente muhabbet hapisler de yatıracak.

Ben bu hikayeyi biliyorum ben bu kitaplardan çok okudum diyorsan haklısınız ben de aynısını fazlasıyla yaptım,o kitapların bazıları “başarılı ol!” stresini daha fazlaca hissettirip kendime taptaze aşağılık kompleksleri edindirdi.

Bazıları özel olarak sadece yaratıcılıkla ilgili.
Burada da yani sanatsal üretim de çok daha büyük problemler var, yaptığımız işleri sergilemek onları satmak ve sosyal medya da cazip hale getirmek extra enerji, bilgi ve çevre gerektiriyor.
Sosyal medyada başarılı olmak için sürekli bir  şeyler satın almak isteyen, her şeyi beğenen akrabalarınız olmalı. (Aslında böyle şahane bir grup akrabanız varsa beni hemen aranıza almanızı isteyeceğim:)

Sosyal medyayla ilgili genel davranışları daha sonra yazacağım
Bu kitaplar her türlü fenalığa rağmen kendimle iyi anlaşıyor olmamı sağladı. Bana kesinlikle Level atlattılar. Özellikle bizim ülkemizde mutlu olmak bu kadar aşağılanırken...

Bu kitaplara ve söylediklerine cidden önem vermem kendi bataklığımdan çıkmamı sağladı.
Şimdi, benim de kendime ait umutsuzluktan çıkış haritamı çizmemin zamanı geldi.
Artık yelken açma zamanı yani. Bunun çok zaman önceleri bile kitaplara, defterlere notlar aldım, bu dünyadan nasıl davranırsam daha az zarar görüm çoğunu belirledim.

Hepsi diyemiyorum tabi insanlar yüzyıllardır değişmese de günlük hayatın kuralları sürekli değişiyor (mesela sosyal medya) tüm bu yeniliklere ayak uydurmak, kendini geliştirmek ve yeni panzehirleri bulmak gerekiyor. 
Bunları yapmadığım zamanlarda kendimi yastığına ağlayan çocuk gibi  görüyorum. 

Ağlamaktan ( bitişin son noktası olması anlamını taşıdığından) hep nefret etmişimdir.
Ve bunun ne kadar çözümsüz melankoli olduğunu da çok yakından biliyorum. Hemen yeni kitaplar notlara kendimi uğurluyorum.

Umarım sizde kendi deneyimlerinizi yazarsınız bir yerlerde yayınlarsınız. Okuyucunuzun olacağımdan hiç kuşkunuz olmasın. Ve herkesin kitabı olmasından yanayım onuda bildir şimdilik serin taş duvarlı malikaneme çekilirim..


24 Mart 2012 Cumartesi

sopa

Geçen gün ( böyle diyorsam kesin dündür) televizyonda Cemil İpekçi röportajı vardı.
Sonunu dinledim şöyle dedi: 'İnsanlar ne yaparsan yap seni tenkit edecekler ve arkandan konuşacaklardır. Onunu için yapmak istediğin tüm sanatsal faliyeti yapacağım' gibiydi lafları,
sonra zehir zemberek bir sürü şey dedi ama benim aklımda bir bu kaldı.
Uzun zaman olmadı aslında benimde buna aymam. Hele de hiç suçunuz olmadığı bir konuda yargılanırsanız insanlar tarafından kantarın topuzunun nerelerde gezdiğini anlar
bütün o ( bitmek bilmeyen) değerlerle savaşmaktan vazgeçersiniz.

Hele de dayak cennetten çıkmış ya bir kere herkesin elinde üç dört sopa
örnek mi:
Zeka sopası
Milliyetçilik sopası
Eğitim sopası
Tecrübe sopası
Yetki sopası
Yaş sopası
Ahlak sopası ki en çok acıtan bu sopadır ve hiç kimse de bunu kullamaktan çekinmez...

Durup dururken bu yazıyı yazdıran kesinlikle Cemil İpekçi'dir. Yoksa yeni bir durum hasıl olmamıştır.