Ben de kişisel gelişim kitabımı buradan ( peyderpey) yayınlarım.
Notingen: Daha çok yaratıcılık hakkında geçen yaz kafamda toparladıklarım.
Doğmamış
danazora mektuplar (part1)
Hayat bizi hep aşağıya çekmek
isteyecek. Onunla mücadele edebilmek için elimizin altında silahlarımız olmalı.
Hem de binlerce çeşitli güçleri olan, çünkü o her defasında başka bir şekilde
karşımıza çıkıp sinirimizi bozmakla kalmayıp bize dünyamızı başımıza geçirecek
kararları aldıracak.
Korkunç zaaflar geliştirecek,
çıkmaz sokaklara sokacak, kendi kurduğumuz labirente muhabbet hapisler de yatıracak.
Ben bu hikayeyi biliyorum ben
bu kitaplardan çok okudum diyorsan haklısınız ben de aynısını fazlasıyla
yaptım,o kitapların bazıları
“başarılı ol!” stresini daha fazlaca hissettirip kendime taptaze aşağılık
kompleksleri edindirdi.
Bazıları özel olarak sadece
yaratıcılıkla ilgili.
Burada da yani sanatsal
üretim de çok daha büyük problemler var, yaptığımız işleri sergilemek onları
satmak ve sosyal medya da cazip hale getirmek extra enerji, bilgi ve çevre
gerektiriyor.
Sosyal medyada başarılı olmak
için sürekli bir şeyler satın almak isteyen, her şeyi beğenen akrabalarınız
olmalı. (Aslında böyle şahane bir grup akrabanız varsa beni hemen aranıza
almanızı isteyeceğim:)
Sosyal medyayla ilgili genel
davranışları daha sonra yazacağım
Bu kitaplar her türlü
fenalığa rağmen kendimle iyi anlaşıyor olmamı sağladı. Bana kesinlikle Level
atlattılar. Özellikle bizim ülkemizde mutlu olmak bu kadar aşağılanırken...
Bu kitaplara ve söylediklerine cidden önem vermem kendi bataklığımdan çıkmamı sağladı.
Şimdi, benim de kendime ait
umutsuzluktan çıkış haritamı çizmemin zamanı geldi.
Artık yelken açma zamanı
yani. Bunun çok zaman önceleri bile kitaplara, defterlere notlar aldım, bu dünyadan
nasıl davranırsam daha az zarar görüm çoğunu belirledim.
Hepsi diyemiyorum tabi
insanlar yüzyıllardır değişmese de günlük hayatın kuralları sürekli değişiyor
(mesela sosyal medya) tüm bu yeniliklere ayak uydurmak, kendini geliştirmek ve
yeni panzehirleri bulmak gerekiyor.
Bunları yapmadığım zamanlarda kendimi
yastığına ağlayan çocuk gibi görüyorum.
Ağlamaktan ( bitişin son noktası olması anlamını taşıdığından) hep nefret etmişimdir.
Ve bunun ne kadar çözümsüz
melankoli olduğunu da çok yakından biliyorum. Hemen yeni kitaplar notlara
kendimi uğurluyorum.
Umarım sizde kendi deneyimlerinizi yazarsınız bir yerlerde yayınlarsınız. Okuyucunuzun olacağımdan hiç kuşkunuz olmasın. Ve herkesin kitabı olmasından yanayım onuda bildir şimdilik serin taş duvarlı malikaneme çekilirim..