Bana "o resimleri gerçekten sen mi çiziyorsun?" diyenlere cevabım bu olsun.
ilkokul birinci sınıfta okulun son günü pikniğe gitmiştik derenin kenarında o kadar çok 4 yapraklı yonca bulmuştum ki ömür boyu mutlu olacağım sanmıştım,
halbuki eve gittiğimde sınıfta kaldığım ortaya çıktı.
Oysa diğer arkadaşlarımın bana vebalı gibi davranmasından ve kimsenin benimle konuşmamasından işlerin bu kadar kolay gitmeyeceğini anlamalıydım.
Bu acayip günden sonra sonra ki iki gün uyumuştum bunu da hiç unutmuyorum.
yeşille arayı düzeltim.
Benim kıyamet sandıklarım modern hayata entelektüel gelişim olarak tanımlandı. Yaşadığım yerde psikiyatrist olmadığı için de dertlerimi anlamlandırma olayı da olmadı.
Ve disleksi diye damgalanmadım sadece tembel olduğum sandılar ki bu korkunç birşey değildi bizim ülkemizde.



