Bugün Beşiktaş'a indim sabahtan, böyle erken hareket edersem çok sinirlenecek kimse olmuyor etrafta. Fakat tabi internete gördüğüm magandalıklar eşiz.
Her neyse çok pahlanmış her şey hele de kırtasiye el kadar muşamba (linol) 80 lira. Olur mu? Olmuş. En iyisi bir milyoncu tabir edilen (ama şimdi güncellenmesi gereken isim on milyoncular) dan alışveriş yapmak. Çin malı falan ama sonuçta kazık yemiyorsun yani.
Boya malzemesi satan arkadaşlara şunu demek istiyorum: Ortaçağda o büyük eserlerin hiçbiri (buna mona lisa da dahil) tüp boyalarla yapılmadı. Yani yağlı boya bile evde yapılabilen malzeme aslında.
Peki başka ne var aklımızda...hafta sonu öğleden sonra eczaneye giderken gördüğüm anti-koronacı yaklaşımdaki yığınlar beni delirmişti malum konuya ekleme yapmak istiyorum. Bizim burada irili ufaklı bir sürü park var, gerçi birçoğu villa bahçesinden hallice neyse en müziğinde bir kadın komşusuna şöyle dertleniyordu
“ evlerde de oturulmuyor kardeş”
Yav arkadaş 2 gündür yaz mevsimini yaşadığımız şu günlerde ağustos sonu muhabetlerine başlamanıza inanamıyorum. Üstelik dünyanın başına bir büyük felaket gelmiş neden bunu algılamak istemiyor ve baya bildiğin kapris yapıyorsunuz. Bu kadar mı iğrenç hayatlarınız var da dışarıda bir kurtarıcı arıyorsunuz. Hem dışarısı eskisi gibi bir yer değil. Dükkanlar kapalı açık olanlar bir müşteri gelse de soysam der gibi bakıyor. Çalışanların dörte üçünü atmışlar yeni ve sigortasız işçiyle diyalog kurmaya çalışıyorsun bu mu normal.
Migros bile ışıklarının yarısını açmıştı sanki demir perde dönemindeki yeni liberal ekonomiye geçmeye çalışan şizofren tipler gibiyiz.
