Kafayı toparlamak için akılı telefonlardan uzak durmak gerektiğini yazmış. Ayrıca yaşanacak yerler listesinde Yunanistan bile bizden daha iyi olduğunu ima etmiş. Ve tabi kariyer için 4 dil şart gibi bir önermeyi de vurguluyor sık sık. "Sofradan aç kalk" da diyor ama ben onu öyle yaptığını hiç sanmıyorum.
Ancak yalnız kalmayı becermek kısmına gerçekten imzamı atarım. İnsan bir filmi bile ancak tek başına ve kendi ortamındayken yeterince anlaya biliyor. O da gerçekten evrensel gözlüklerle seyretmeyi başarabiliyorsa.
Yazı yazarken manastır soyutlanması gerekiyor galiba onun şartlarında. Halbuki ben bilgisayarda yazarken neredeyse beş sunucu açık çalışıyorum. Bir taraftan twitter de milletin kavgasını seyrederken diğer yandan salondan televizyondan lahana salatası tarifini tüm ayrıntılarıyla odamdan vakıf olabiliyorum. Kısaca uygun ortamı beklemek sanat için en büyük handikap. En iyi eserlerin savaş yıllarında çıktığını da en iyi tarih hocaları biliyor.
Hocaların her dediğini yapmıyoruz tabi ama can kulağıyla dinliyoruz. Çünkü geri kalan her şey magazin çöplüğündeki renkli krafon kağıtlarından başka bir şey değil. Ayrıca telefondan uygulama kaldırmak özgürlüktür bunu da "her şey boktan" kitabından öğrendim...
Joker filmini seyrettim sonunda,
tahmin ettiğim gibi çıktı...
Akıl kaçırtıcı birkaç sahne bekledim hep, hele konu bu kadar çarpıcı olunca (tamam kabul ediyorum asansörde ki kare muhteşemdi) ama oyunculuk kahkaha sahnesi dışında ne vardı? Adam 3 ayrı karakteri mi oynamış? Ne yapmış da ruhumuza delik açmış? Bununla birlikte seyredilmeyecek filim değil ama netflix de 6 sezona bölünmüş halde olsa iyi giderdi.
House of the Dragon çekilecekmiş, bu bana Lavinya'nın devamını yazma isteği verdi ne de olsa yazarken çok eğlenmiştim. Hem bu kafaya gelmek için ne çok kitap okudum "Ben Kirke" yi de bu manada severek ve "ilerde nasıl bir dizi olur?" diyerek okuyorum.
Bu gününüzü şöminenizin başında dev bir Afgan Tazısının ciğerlerinden gelen tatlı hırıltılarıyla, bir yandan piponuzu tüttürürken diğer yandan kütüphanenizden tozlarını bile özenle sakladığınız en kalın kitabın ön sözünü okumaya başlayacağınızı tahmin ederek bitiriyorum.
Benim de uzak diyarlara hatta çağlara yazılacak önemli bir mektubum olacak.


