yavaş yavaş yazlıktan dönüş konuşmaları yapılmaya başlandı. bu konuda özel bir heyecan hissetmiyorum aslında belkide hissetmeliyim. daha büyük ekranlar, kütüphaneler dolusu hikaye, boyum kadar tuvaller var döneceğim yerde.
ve tabi rekabette "sen kaç paralık adamsın" bakışları da (aslında bunlara alıştım...) var. burada okuduğum kitapların çizimlerin çokluğu sonra özlediğim şeyler arasında olacak. sahilde çeşitli kumdan akranlıkları da özleyeceğim.
Erzurum'a kar yağmış. gümüşçü kız "bu sene yaz çabuk bitti dedi"
geçen sene de öyle demişti. kasabada bir kaç tanıdık daha kansere yakalanmış. okuduğum kitapta insanlar hastakılarıyla yüzleşmek istemedikleri için geç teşhis konduğunu söylüyor...
Velhasıl "işi gücü bıraktığımı soranlara (İstanbul kafası) o kadar çok dikilecek çizilecek şey var ki ha tabi yazılacaklar tabi...
"hiç bukadar şeyi bir arada düşünmek zorunda kalmamıştım" demekle yetineyim.
