21 Nisan 2014 Pazartesi

Alo ra ile karşılaşma


Geçen gün bir kahve barına gittim, dışarıda sicim gibi yağmur yağıyordu. Bu gözlerime de ilham veriyordu.  Gündelik dertlerin dışında aslında önemli de bir şey olmuşta değildi, sadece görünmez bir şey boynuma yapışmış beni boğmaya çalışıyordu. Barda tünemiş döktüğüm şekerlerle çizim yapıyordum ki birden alora belirdi , her zamanki sırıtık suratıyla üzerinde personel önlüğüyle karşımdaydı.(tatam!)
Sevindim tabi, ne zamandır kendimde bir eksiklik hissediyordum 
belki de sinirimin sebebi de oydu.

Şimdi bile yazarken yüzüme mutluk yayıldı.
Hemen masamı siliyormuş gibi yaptı “N'aber? Uzun zaman oldu ne alemdesin? Bitkin görünüyorsun? " Diye peş peşe soruları yağdırdı.
Ben ise hiçbirine cevap vermedim tabi.  Bu tür soruların cevaplarını önemsemeyeli çok olmuştu zaten. Biraz muhabbet ettik, haftada iki gün burada çalışıyormuş mecburi hizmet gibi bi şeymiş bu. Bir haftada müşterileri ezberlemiş, hem de dedikodu yapacak kadar. Mesela şu adam dişlerini yeni yaptırıyormuş doktoru bu alış veriş merkezinde olduğu için an be an adamın dişli geçmiş zamanını anlattı. Şimdi ağzı boş bir kuyu gibiymiş. Haftaya protezli halini görmeyi iple çekiyormuş.
Şu iki ders çalışan kızın sürekli başkalarıyla mesajlaştığını ve asla ders çalışmadıklarını sadece evdekileri kandırdıklarını da yetiştirdi.
Bunun gibi şeyler konuştuk. Havaya bakıp yaz tatili hayallerimizi bir birimizin suratına fırlattık. İkimizde aslında çeşitli monitörlerin başında geçirecektik 
ama sanki saklı bir cennet varmış  gibi konuşmaya devam ettik.

O andan itibaren diğer bütün dertlerimiz bitmişti. Alerjik nefes almalarım durdu onun  sesi daha insan gibi çıkmaya başladı, 
hızını alamadı bana yeni yazdığı hikayesini anlattı. Yarım yamalaktı ama bu haliyle bile insanın canı çizmek istiyordu. Diğer çalışanlar bize didikleyen gözlerle bakınca süremiz dolduğunu anladık. 
Uzaklaşırken bana  “iyi günler efendim gene bekleriz” diyerek ergen işareti çaktı. 
Dışarı çıktığımda yağmur durmuştu ve yerde çeşitli gökyüzü kolajları oluşturmuştu...