5 Mart 2014 Çarşamba

Merhaba günlük ben Âlora


Artık ben de buradayım. 
Aslında ne kadar nerede olduğum tartışılır. 
Hep kafam başka yerlerde mutlaka bunu psikolojide yeri vardır ama ben böyle olmaktan çok mutluyum. Çünkü bazen her yerden çok sıkılıyorum aynıymış gibi geliyor. Hep aynı adamların isimleri yüzleri görmek sanki gündüz görülen karabasan gibi. Dejavunun sadece isimi güzel. Kendisi o kadar değil keşke ismi  “aynı saçmalığa hep geri dön” olsaymış.
Neyse geçen gün bahçede oturuyordum gözlerimi diktim yerdeki toprağa, bir anda çok küçük hareketlenmeler gördüm.
Biraz yaklaşınca karıncaların çift kale maç yaptığına tanık oldum. 
Karıncalardan en tıknaz olan sandalyede hakemlik yapıyordu.
Çok gaddardı her dakika düdük çalıyor gözünden hiçbir şey kaçmıyor sanki yangını körüklemek istiyordu. 
52 inci dakikada gene sinirle düdük çaldı. İki forvete birden kırmızı kart gösterdi. Bir anda güçsüz olan takımın seyircileri (üç yaşlı amcadan  ibaretti) birine girdi. Sonardan kavgaya doyamayınca sahaya da girdiler. Kimin kim olduğu anlaşılmıyordu keşke forma giyinselerdi. Az sonra ana kraliçe geldi, türbine oturdu hiç bir şey olmamış gibi maç yeniden başladı. Bu sefer bütün kurallara harfiyen uyuyorlardı, çok sıkıcıydı. Sonra bir yaprak dans ederek (vals) tüm oyuncuların üzerilerine düştü, aslında müdahile edebilirdim, ama belgeselci tavrımı korumak istedim. Evet bu sırada biraz da uyuklamış olabilirim, neyse hop dedi yaprak tüm sahayı kapatacak şekilde yere düştü. Bir uzun düdük sesi daha duyuldu. Kiraz yaprağı yerden yarım milim kadar havalandı ve yürümeye başladı. Sanırım kışlık erzakların arasına kaldıracaklar. Çok toptancılar bunlar bi de tek sıra halinde gidişlerini görsen dersin ki ilkokul bir geziye çıkmış.
Sonra iyice hava bozmaya başladı; “yeter bu kadar gerzeklik yeter her kes öğle uykusuna!” dedi. Ben de verandada uyuya kalmışım. Konusu roma döneminde geçen çok karışık bir rüya gördüm. İşte böyle bir kafaya sahibim günlük görüşürüz..