Artık ben de buradayım.
Aslında
ne kadar nerede olduğum tartışılır.
Hep kafam başka yerlerde mutlaka bunu psikolojide yeri vardır ama ben böyle olmaktan çok mutluyum. Çünkü bazen
her yerden çok sıkılıyorum aynıymış gibi geliyor. Hep aynı adamların isimleri
yüzleri görmek sanki gündüz görülen karabasan gibi. Dejavunun sadece isimi güzel.
Kendisi o kadar değil keşke ismi “aynı saçmalığa hep geri dön” olsaymış.
Neyse geçen gün bahçede oturuyordum gözlerimi
diktim yerdeki toprağa, bir anda çok küçük hareketlenmeler gördüm.
Biraz yaklaşınca karıncaların çift kale maç
yaptığına tanık oldum.
Karıncalardan en tıknaz olan sandalyede hakemlik yapıyordu.
Çok gaddardı her dakika düdük çalıyor gözünden
hiçbir şey kaçmıyor sanki yangını körüklemek istiyordu.
52 inci dakikada gene sinirle düdük çaldı. İki
forvete birden kırmızı kart gösterdi. Bir anda güçsüz olan takımın seyircileri
(üç yaşlı amcadan ibaretti) birine
girdi. Sonardan kavgaya doyamayınca sahaya da girdiler. Kimin kim olduğu
anlaşılmıyordu keşke forma giyinselerdi. Az sonra ana kraliçe geldi, türbine oturdu hiç bir şey olmamış gibi maç yeniden başladı. Bu sefer bütün kurallara
harfiyen uyuyorlardı, çok sıkıcıydı. Sonra bir yaprak dans ederek (vals) tüm
oyuncuların üzerilerine düştü, aslında müdahile edebilirdim, ama belgeselci
tavrımı korumak istedim. Evet bu sırada biraz da uyuklamış olabilirim, neyse
hop dedi yaprak tüm sahayı kapatacak şekilde yere düştü. Bir uzun düdük sesi
daha duyuldu. Kiraz yaprağı yerden yarım milim kadar havalandı ve yürümeye başladı.
Sanırım kışlık erzakların arasına kaldıracaklar. Çok toptancılar bunlar bi de
tek sıra halinde gidişlerini görsen dersin ki ilkokul bir geziye çıkmış.
Sonra iyice hava bozmaya başladı; “yeter bu
kadar gerzeklik yeter her kes öğle uykusuna!” dedi. Ben de verandada uyuya
kalmışım. Konusu roma döneminde geçen çok karışık bir rüya gördüm. İşte böyle
bir kafaya sahibim günlük görüşürüz..
